REKLAM ALANI

Yeni Yıl, Noel, Yılbaşı ve Noel Baba ile İlgili Uyarıcı Eserler

Bu sayfada, değerli ziyaretçilerimizi ve halkımızı "yeni yıl, noel, yılbaşı ve noel baba" hakkında bilgilendirmek için özel olarak tasarlamış olduğumuz eserleri bulacaksınız.Bu resimleri dostlarınıza e-kart gönderebilir ve iki farklı boyutta duvar kağıdı olarak indirebilirsiniz. Resimlerin altındaki düğmelerin kullanımı şöyledir:
 Bu düğmeye tıklayarak üstündeki resmi e-kart olarak gönderebilirsiniz. [ Örnek E-kart ]
 Bu düğmelerle resmi 800 x 600 veya 1024 x 768 boyutunda duvar kağıdı olarak indirebilirsiniz.

Bu sayfamızı çevrenizdeki kişilere tavsiye etmek; gazete, dergi ve tv yayınları aracılığı ile halkımıza duyurmak ve kolay ulaşım için şu adresi de kullanabilirsiniz: kimlik.islamiSanat.net
(Sayfamızı Facebook veya Twitter'den paylaşmak için bu sayfanın en altındaki paylaşım kısmına bakabilirsiniz. İnternet siteniz varsa oradan tanıtmak isterseniz sol kısımdaki banner ve kodları kullanabilirsiniz.)
REKLAM ALANI
 E-kart Ana Sayfası
Resim Sınıfları
 Manzara Fotoğrafları
 Çiçek Resimleri
 İslâmi Resimler
*Bayram E-kartları*
*Ramazan Özel Slayt*
 Dijital Motifler
 Türk Bayrağı Resimleri
Şu anda bu sayfada bulunuyorsunuz. Yılbaşı/Noel Hakkında Uyarıcı Eserler
 Kendi Resminizi Gönderin

Bu sayfamız için tanıtım kodları
Web sayfası olan kardeşlerimiz isterlerse bu kodlarla sayfamıza bağlantı verebilirler:

Kodu:
<a href="http://kimlik.islamiSanat.net" target="_blank"><img src="http://www.artislamic.com/ad/yilbasi3.jpg" border=0></a>


Kodu:
<a href="http://kimlik.islamiSanat.net" target="_blank"><img src="http://www.artislamic.com/ad/yilbasi2.jpg" border=0></a>


Kodu:
<a href="http://kimlik.islamiSanat.net" target="_blank"><img src="http://www.artislamic.com/ad/yilbasi.gif" border=0></a>

Kimliğimi Korurum
Kimliğimi Korurum
Noel Baba ve Çam
Noel Baba ve Çam
Şehitleri İncitmeyin
Kardeşler Sıkıntıdayken
Kardeşler Sıkıntıdayken
Noel Baba ve Çam
Noel Baba ve Çam
Maykıl ve Müslüman
Yılbaşı Nedir?
Yılbaşı Tuzakları
Çanakkale Şehitlerimiz
Çanakkale Şehitlerimiz
Çanakkale Şehitlerimiz
Çanakkale Şehitlerimiz
Sarıkamış Şehitlerimiz
Sarıkamış Şehitlerimiz
Sarıkamış Şehitlerimiz
Sarıkamış Şehitlerimiz
Şahin Bey
Meçhul Asker
Katillerle Yılbaşı mı?
Alınız İlmini Garbın...
Hangi Kümedesiniz?

İlgili İki Haber:
Bu sayfadaki eserlerimizin birkaçında vurguladığımız "yılbaşı kutlamaları ve hristiyan misyoner faaliyetleri" arasındaki ilişkiyi ve "diğer milletleri hristiyanlaştırma gayretlerini" sadece Aralık 2008'de çıkan aşağıdaki iki habere bakarak bile anlamak mümkündür:

Üniversite öğrencilerine, yılbaşı hediyesi olarak İncil
"Erzurum Atatürk Üniversitesi, Çat yolu girişinde, kimliği belirsiz kişiler tarafından yılbaşı hediyesi adı altında öğrencilere İncil ve Hıristiyanlık'la ilgili kitaplar dağıtıldığı belirtildi.
Kapalı bir poşet içerisinde öğrencilere yaklaşan kişilerin, 'bu firmamızın size yılbaşı hediyesidir' dediği, açılan poşetlerin içerisinden İncil ve Hıristiyanlığı anlatan kitap ve CD'ler çıktığı ifade edildi.
Atatürk Üniversitesi öğrencisi S.Y. aldığı hediye poşetinin içerisinden çıkanlar karşısında şok olduğunu belirterek, "Akşam üzeri ders çıkışı evime gidiyordum. Öğrencilere birşeyler verildiğini gördüm. Yaklaşınca bir poşet de bana uzatarak 'alın size yılbaşı hediyemizdir' deyince ben de aldım. Karanlıkta ne olduğunu pek anlamadım. Eve gelince poşeti açtım ve bunlar çıkınca şok oldum. Kim bunlar, istihbarat birimleri ne iş yapar? Adamlar bir taksi içerisinden alıp alıp dağıtıyorlardı." şeklinde tepki gösterdi.
Poşet içerisindeki hediyelerin arasında, 1 adet İncil, 1 adet Mesih İsa'nın yaşamını anlatan teyp kaseti ve CD,1 adet Mecdelli Meryem'in Gözünden İsa Mesih konulu CD ve 2 adet kitap bulunuyor."
Kaynak: Cihan Haber Ajansı, 19.12.2008

Irak'ı işgal eden hristiyan amerikan askerleri noelleri için Irak'ta çam ağacı süslerken.
(Irak'ı işgal eden hristiyan amerikan askerleri noelleri için Irak'ta çam ağacı süslerken.)
Irak'ın ilk resmi tatili Noel
"Irak hükümeti, ABD işgalinden sonra ilginç bir karara imza atarak ilk resmi tatili, Hıristiyan inancına göre Noel'in başlangıcı olan 25 Aralık tarihi olarak belirledi
Irak Bakanlar Kurulu, Noel'in başlangıcı olan 25 Aralık tarihinin ilk kez resmi tatil olacağını duyurdu. Irak Hükümet Sözcüsü, Irak Hükümeti'nin 25 Aralık tarihinde resmi tatil olması kararı verdiğini bildirirken Başbakan Nuri el-Maliki ise ülkedeki Hristiyanların haklarını koruma yükümlülüklerinin bulunduğunu söyledi."
Kaynak: Yeni Şafak Gazetesi, 25.12.2008

Noel ve Yılbaşı İle İlgili İki Önemli Makale:
Dinimizi öğrenmeye ve öğretmeye "yıllarını vermiş" iki değerli İslâm alimimizin noel ve yılbaşı hakkındaki yazılarını da bu sayfa üzerinden siz değerli ziyaretçilerimizin istifadesine sunuyoruz.
Bu konularda bilgilenip kendimizi, ailemizi ve çevremizi her türlü sapık inanış ve kötülüklerden korumamız dileğiyle...

Kimin Yılbaşı / Hayrettin Karaman

Resmî yılbaşı her geldiğinde gecesinin kutlanmasının veya o geceye mahsus faâliyet ve eğlencelerden bir kısmına katılmanın İslâm'daki yeri (hükmü) tartışılır. Din hizmetlileri ve muhâfazakâr müslümanlar "bu geceye mahsus bir faâliyete katılmanın câiz olmadığını" söyler, müslümanların böyle bir yılbaşı gecesi yokmuş gibi davranmalarını, normal hayatlarına devam etmelerini ister, bunu tavsiye ederler. Bir kısım modernist İslâm yorumcuları ile amelsiz veya İslâm'ın gerektirdiği hayat konusunda duyarsız müslümanlar ise "dünyanın kutladığı ve eğlendiği bu geceye katılmakta ve eğlenmekte bir sakınca bulunmadığını" söylerler.
Son zamanlarda moda oldu, bir konunun İslâm'daki yeri sorulurken, araştırılırken mutlaka bir âyet veya hadîs de aranıyor. Böyle bir yaklaşımın bilgi eksikliğinden kaynaklandığı kesindir. Çünkü İslâmî hüküm ve değerlendirmenin kaynağı vahiy (âyet ve hadîsler) olmakla beraber, bunların sınırlı olduğu, bir mesele hakkında âyet ve hadîs yok ise (doğrudan, adını ve niteliklerini belirterek meseleyi hükme bağlayan bir nas yoksa) ictihada gidilir. Bu konuda uzman (âlim) olanların bildiği usûle uygun olarak yapılan ictihad ile ulaşılan sonuç da (hüküm ve değerlendirme de) dîne dahildir, İslâmîdir, ictihad eden âlimi ve bilgileri yetersiz olduğu için âlimden sorma durumunda olan diğer müslümanları bağlar.
Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında yılbaşı kutlamaları bulunmadığı için, doğrudan bu konuyu hükme bağlayan bir âyetin veya hadîsin bulunmaması tabîîdir. Ama bizim dünyamızda önümüze çıkan bu konunun -çeşitli ictihad yöntemleriyle- İslâmdaki yerini belirleyebilmek, hükmünü (haram, mekruh, mübah olup olmadığını) ortaya koyabilmek için yararlanabileceğimiz birçok âyet, hadîs, kural ve ilke vardır.
Meselemizin hükmünü araştırmadan önce ne olduğunu açıklamak gerekir. Yılbaşı, tarih başlangıcı olarak müslümanlara ait değildir, Hristiyanlara aittir. Aslında kış gün dönümünü kutlama âdeti çeşitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa'nın doğduğu gün kilise tarafından 25 Aralık'a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hristiyanlığa dahil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde bu kutlamaya katılan diğer kiliseler aynı tarihte birleşmedi, farklı tarihleri benimsediler. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hristiyanlığa mahsusu bir âyine) adı karıştırılan Noel Baba (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; yani tarihî bir şahıs olarak bir Hristiyan azizi (ermişi, velîsi) dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsâne uydurulmuş ve ilk defa 17. asırda Almanya'da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hristiyan dünyasına yayılmıştır.
Müslümanlar tarih başlangıcı olarak hicreti kullanırlar. T.C. Devleti Hristiyanlara ait bulunan bu tarih başlangıcını resmen benimsediği için bu yılbaşı, aynı zamanda "Türkiye'nin resmî yılbaşı"dır, millî ve dinî yılbaşı değildir.
Bu kısa tarih bilgisinden çıkan sonuç şudur:
a) 2002 yıl önce müslümanların veya Türklerin tarihinde, tarih başlangıcı olacak bir olay geçmemiştir.
b) Hz. Îsa'nın doğum tarihine uygun olmamakla beraber onun doğumu bu tarihin başlangıcı olarak kabûl edilmiş; bundan öncesi ve sonrası için "milattan (İsa'nın doğumundan) önce, sonra" denilmiştir.
c) Hz. İsa biz müslümanlara göre aziz bir peygamberdir (aleyhisselâm), ancak Hristiyanlar onu peygamberlikten çıkarmış, tanrılaştırmışlardır.
d) Noel Baba aslında bizce de saygıya değer bir mümindir (Hz. İsa'nın tebliğ ettiği dîne inanmış ve o din içinde yetişmiş ve ermiştir), ancak dün Hristiyanların, bugün dinli dinsiz Batı'nın Noel Babası, nitelikleri bakımından bu aziz, bu velî, bu mümin değildir. Onun adının karıştırldığı yortu da bir Hristiyan ibâdetidir.
Böylece yukarıda ana hatlarıyla açıklanan yılbaşının, din olarak aslından saptırlmış Hristiyanlığa, kültür olarak da Hristiyan Batı kültürüne dayandığı, onun bir parçası olduğu ortaya çıkmıştır.
Müslümanlar bu yılbaşını takvim başlangıcı yaparlarsa, yılbaşı gecesinde yapılan âyin veya eğlencelere iştirak ederlerse ne olur?
Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî âyine katılan (Hristiyanlarla beraber bu toplu ibâdeti yapan) müslümanlar en azından haram (büyük günah) işlemiş olurlar. Bu hükmün akla ve vahye dayalı delîllerini zikretmeye bile gerek yoktur.
Dinî âyîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence yapan müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi, kökeni dinî (İslâm'dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir dîne dayalı) olan bir faâliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara -dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş olurlar. "Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan sayılır" meâlindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır.
Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir. İslâm'ın beş temel amacından biri dîni (müslümanların hayatında İslâm'ı) korumaktır. İslâm'ın korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine'ye göçünce, burada öteden beri iki bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi. Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik değeri/fonksiyonu bulunan âdet ve uygulamaları müslümanlara yasakladı.

Hayrettin Karaman
Web Sitesi: www.HayrettinKaraman.net

Taklit: Mağlubiyet psikolojisi / Mustafa İslamoğlu

Taklidin mantığını aradım. Bulamadım. Sonunda, taklitte mantık aranmaması gerektiğine kani oldum.
Taklidin, mantığı zehirlediği açık. Zaten, bu yüzden taklit ya. Taklitçilik bir hastalık, hem de kişiliğe arız olmuş bir hastalık. O yüzden bu hastalık, taklitçinin özgüven yokluğuna dayanıyor, bu bir. İkincisi, iddialarından arındırılmış olduğunu gösteriyor. Üçüncüsü, taklit ettikleri karşısında mağlup olduğunun tescili anlamına geliyor.
İbn Haldun'un Mukaddime'de yaptığı o muhteşem tesbit, bu ülkenin yaşadığı yüz yıllık dramın tek cümlelik özeti: "Mağluplar galipleri taklit ederler."
Mağlubiyetin de onurlusu vardır, onursuzu vardır. Onurunu yitirmeyen mağluplar, fiziken mağlup görünürler. Dişe diş mücadele etmişler, mağlup olmuşlardır. Elbet her mağlubiyetin bir çok sebebi vardır.
Onurlarını koruyanlar, mağlubiyeti içselleştirmezler. Fakat, sadece değerler için mücadele edenler, yenildiklerinde dahi onurlarını koruyabilirler. Yenilgilerinin faturasını kendi değerlerine kesmezler. Aksine, yenilgilerini bir bilinç yenileme, yani bir "tevbe" ve "istiğfar" vesilesi olarak bilirler. Sorunu, kendi değerlerinde değil, değerleriyle ilişkilerinde ararlar. O ilişkileri sağlıklı hale getirmek için, mücadele meydanından çekilip, mücahede meydanına atılırlar. Bu, mağlubiyeti içselleştirmeme savaşıdır. Onurlu mağluplar için, galipleri taklit etmek, düşman saflarına geçmekle eş değerdedir. Asıl mağlubiyet işte odur.
Onurunu yitirenler, mağlup olunca kelimenin tam anlamıyla mağlup olurlar. Onlar, fiziken galip gelseler bile mağlupturlar. Mağlubiyet onların karakteri olmuştur. Çünkü, mütecavizine aşık olan ahmak kız rolüne soyunmuşlardır.
Mağlubiyetlerinin faturasını kendi değerlerine keserler. Tez elden o değerlerden kurtulmanın yollarını ararlar. Kendilerine "ben idraki" veren o değerleri her görüşte mağlubiyetlerini hatırlarlar. Bu da onları kendi değerlerine düşmandan fazla düşman olmaya iter. Değerlerinden kurtulunca, kendilerinin de galiplerden olacağına inanırlar.
Mağlubiyetin faturasını kendi değerlerine kestikleri için, kendilerinden nefret ederler. Bu nefret, galiplere karşı marazi bir aşka dönüşür. Kendilerini gerçekleştirmek yerine, galipleri taklit etmek gibi ucuz bir yolu benimserler. Bu taklit onları galip yapmaz elbette. Sadece "maymun" yapar. Bunun anlamı, galiplerin maskarası ve soytarısı olmaktır.
Hiçbir galipten, mağlupları içerisinden başkalaşım geçirerek maskaralaşan birilerini, kendisiyle eş değerde görmesi beklenemez. Hiçbir efendi, soytarısını, kendisiyle eşit haklara sahip bir partner olarak benimsemez. Değil mi ama: Hiçbir maymun, ne kadar iyi insan taklidi yaparsa yapsın, insanlar sınıfına dahil edilmez?
Bu toprakları İslami değerlerden uzaklaştırma ihalesini üstlenen taşeron seçkinlerin psikolojisi, "mağlubiyet psikolojisi"dir. Bu marazi psikolojiyle, sadece mağlubiyeti benimsemekle kalmamışlar, hepimize benimsetmek için, bu milletin sırtında sopa kırmışlardır. Galiplerin savaşarak elde edemediklerini, onlar altın tepsi içinde sunmuşlardır. Yüzyılın ihalesinin bedeli, böyle ödenmiştir.
Mağlubiyet psikolojisi, "büyük kırılmanın" ardından, mağlubiyet ideolojisine dönüşmüştür. Mezkur kırılmadan sonra, bu topraklardaki hakim ideolojinin adını kim ne koyarsanız koysun, gerçekte onun değişmeyen tek adı vardır: Mağlubiyet ideolojisi. Bu ideolojinin sırtımıza geçirdiği deli gömleği, elimizi kolumuzu kıpırdamaz hale getirdi. Şu içinde bulunduğumuz "bir kuşa çevrilmişlik hali", bunun neticesidir.
Takvim değişikliği, mağlubiyet ideolojisinin enkazından sadece biridir. Bu pakete giren tüm diğer unsurlar gibi, bu da bir "koparma" ameliyesidir. Temelinde yatan şey, bu toprakları, ait olduğu "Müslüman zamanından" koparma kaygısıdır. Bu kaygı, öyle gösterildiği gibi "laiklik" hassasiyeti üzerine temellendirilmemiştir. Eğer öyleyse, yerine konulanın bir Papanın (Gregorius) adını taşıyan ve Hıristiyan zamanını gösteren bir takvim olmasını neyle açıklayacağız?
1519'da Jeronim de Aguilar, yıllarca Mayaların arasında kaldıktan sonra bir grup Hıristiyanla karşılaşınca "Bugün Çarşamba mı?" diye sormuş. "Evet" cevabını alınca gözyaşlarını tutamamış. Çünkü 'kafirlerin' arasında geçirdiği uzun zaman boyunca ibadetini hep doğru zamanda yaptığının göstergesiymiş bu. Ne dersiniz, bu toplumda kendi gerçek zamanını bir çırpıda bilen kaç kişi çıkar?
Müslüman zamanında, Papa Gregorius takviminin yılbaşı, hiçbir 'değer' ve 'anlam' taşımıyor. Malum medyanın köpürttüğü yılbaşı çılgınlığı, son yıllarda "Noel ayinine katılma" noktasına gelip dayandı. Ha gayret, az kaldı! Bir adım sonrası, kutsanmış şarap-ekmek kuyruğuna girmek.
Mağlubiyet ideolojisinden başka ne beklenirdi ki?

Mustafa İslamoğlu
Web Sitesi: www.Mustafaislamoglu.com
Kur'ân Tefsiri Dersleri: www.TefsirDersi.com

Bu konuda bizim tarafımızdan yazılmış bir makale:

NOEL GÜNLERİNDE KİMLİĞİMİZİ KORUMAK

Değerli Kardeşlerimiz,

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Din nasihattır." buyuruyor ve bizlerden elimizden geldiğince birbirimize iyiliği tavsiye etmemizi ve kötülüklere karşı birbirimizi uyarmamızı istiyor. Kimsenin “etlisine-sütlüsüne karışmadan” rahat koltuğunda oturmak insana güzel gelir ama “bildiği doğruları diğer insanlara ulaştırmaya çalışmak” her bir müslümanın görevidir; bütün Peygamberler ve bilge kişiler de bu uğurda çalışmışlar ve “kınayan kişilerin kınamasından” korkmamışlardır. Biz de bu duygularla ve ziyaretçilerimizden gelen istekler doğrultusunda değerli halkımıza hitaben bu makaleyi yazdık ve sitemizde "Noel, Yılbaşı ve Noel Baba ile İlgili Uyarıcı Eserler" bölümü hazırladık.

Çoğumuzun bildiği ve gördüğü üzere şu günlerde alışveriş merkezlerinde, marketlerde, kimi büyük cadde ve meydanlarda yaklaşan yeni milâdi yıl nedeniyle özel ışıklandırmalar ve süslemeler yapılıyor. Kimi zaman bu süslemelerde çam kullanılarak noel ağaçları hazırlanıyor; bunlarda büyük ölçüde Hristiyan-batı âdetlerine ait objeler kullanılıyor. Ve bu süslemeler halkın en çok dikkatini çekecek noktalara konularak insanları bunlarla etkilemek ve genellikle yılbaşı için alışveriş yapmalarını sağlamak amaçlanıyor. Yine bu ortamdan bir gelir elde etmek isteyen birçok yerli-yabancı kuruluş, televizyonlarda ve diğer yayın organlarında insanları yılbaşı ve noele özendiren, harcamalar yapmaya teşvik eden ışıltılı ve süslü reklamlar yapıyor. Birçok televizyon dizisi reyting elde etmek için “yılbaşı özel” bölümleri çekiyor. İşte bunların hepsi ile bilerek veya bilmeyerek evlerimizin içine, aile fertlerimize ve duygu dünyalarımıza Hristiyan-batı kültürüne ait birçok değer pompalanıyor.

Bu hummâlı faaliyet, kendi inançlarına göre Hz. İsa'nın doğum gününü bayram olarak kutladıklarını iddia eden Hristiyanlar için normal olarak kabul edilebilir ama ya Müslüman olan bizler için onlara benzemek ve onlar gibi davranmak ne kadar kabul edilebilir bir davranıştır? Gerçekte "bir Hristiyan papazı olan noel babayı" ve "kökü Ermenilere dayanan noelde çam süsleme" gibi bir Hristiyan âdetini kendi evimize veya işyerimize sokmak bizim için ne kadar doğrudur? Bu noktada Peygamberimizin şu sözlerini hatırlayalım: "Bir topluluğa kendini benzetenler onlardan sayılır.", "Arzuları ve istekleri benim getirdiğim dine uymayan kişi tam anlamıyla iman etmiş olamaz."

Bu nedenle kendimizin ve ev-iş ailemiz içinde bulunan kişilerin Müslüman kimliğini korumak için bu tür Hristiyan-batı kaynaklı âdetlere karşı dikkatli olmalıyız; bunları ailemize-mekânımıza ve duygu dünyalarımıza sokmamalıyız. Alış-veriş merkezine-markete girdiğimizde (keşke mümkün olsa da bugünlerde girmesek): "Aa, anne bak, ne güzel süsler, biz de alalım mı?", "Aa, baba bak, ne güzel noel baba-yılbaşı şapkası bana da alsana?" diyen minik hazinelerimize güzellikle "Hayır yavrucuğum!" diyerek gereken açıklama ve güzel öğütleri yapabilmeliyiz. Bazen ışıltılı, parlak, çekici, şirin ve tatlı gibi görünen şeylerin altında tuzaklar ve zehirler olabileceğini onlara güzelce anlatabilmeliyiz.

Bir yılbaşı arefesinde bir abi ve yanındaki küçük kardeşi büyük bir markete girerler. Marketin sokak büyüklüğündeki ışıl ışıl bir reyonuna insanların neredeyse birbirini ezecek kadar hücum ettiğini gören küçük kardeş: "Abi, biz de şuraya gidelim mi, bak ne kadar çok insan var orada." der. Abi uzaktan bir bakar ve o reyonun yılbaşı paketleri ve -kötülüklerin başı olan- içkinin satıldığı bir reyon olduğunu anlar. Kardeşine sıcak ve candan bir tavırla: "Gel kardeşim, orası çıkmaz sokak!" der. Ve o ufak kardeş her zaman o çıkmaz sokaklardan uzak durur ve yıllar sonra sizlere bu satırları yazar...

Bizler bugün, güzel tohum atarsak gelecekte güzel ürünler alırız. Ama biz kimliğini kaybetmiş, şuursuz bir nesil yetiştirirsek o nesil bir gün ya Hristiyan misyonerlerin, ya satanistlerin, ya da içki-uyuşturucu tacirlerinin tuzağına düşebilir. Bu durumdaki gençlerimizi kandırmak amacıyla "Yılbaşı Hediyesi" adı altında üniversite önünde İncil dağıtan misyonerlerle ilgili haberi 19.12.2008 tarihli gazete haberlerinde ve sitemizin ilgili sayfasında görebilirsiniz.

Bu nedenle, yoğun Hristiyan noel âdetleri bombardımanına maruz kalacağımız şu günlerde ilkeli davranmaya dikkat edelim. Yılbaşı eğlencemiz, yılbaşı tombalamız, yılbaşı süsümüz v.b. olmasın ki çocuğumuz bu âdetleri bizden ve kendinden sanmasın. Çocuklarımızı ve ailemizi kırmadan, ezmeden, güzel öğütlerle, hoşlarına gidecek "bizden" etkinlik ve hediyelerle bugünlerde yaşanacak olan kültür erozyonundan koruyalım.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Saygı ve selamlarımızla,
islamiSanat.net & Artislamic.com

 

Bu sayfa hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi buraya yazarak diğer insanlarla paylaşabilirsiniz:

Bu sayfayı beğenmek ve paylaşmak isterseniz buraya tıklayınız:
Share

Facebook'taki özel sayfamızı beğenmek ve topluluğumuza katılmak için buraya tıklayınız:
- Sitemizin Bütün Bölümlerini Aşağıdaki Linkleri Kullanarak Gezebilirsiniz -
E-kart ve Duvar Kağıtları Site Ana Sayfası 3 Boyutlu Allah (cc) Lafızları
Çiçek Resimleri Allah'ın 99 İsmi (Esmâ'ul Hüsnâ) 3 Boyutlu Hz. Muhammed (sav) İsimleri
Manzara Fotoğrafları Klasik Hat Sergisi 1 | 2 | 3 | 4 | 3 Boyutlu Besmele Çizimleri
Dijital Motifler Sergisi 2 Boyutlu Çeşitli Çizimler 3 Boyutlu Kelime-i Tevhidler
Türk Bayrağı ve M.Akif Ersoy Eserleri İslami E-kart ve Duvar Kağıtları 3 Boyutlu Çeşitli Çizimler
RAMAZAN ÖZEL SAYFALARIMIZ
Bayram Özel E-Tebrik Kartları Ramazan Özel Eserleri Slayt Gösterisi | - | (İngilizce-Arapça Gösteri) 40 Hadis-i Şerif Projesi
Çiçek Resimleri Sergisi: | Versiyon I | - | Versiyon II * YENİ *         | - |         Mobil Duvar Kağıdı Çiçek Resimleri: | Versiyon I | - | Versiyon II * YENİ *
Pembe Güller Kırmızı Güller Beyaz Güller Sarı Güller Karma Güller Kırmızı Laleler Beyaz Laleler Sarı-Kırmızı Lale Karma Laleler Çuha Çiçekleri
Hercai Menekşe Afrika Menekşesi Kırmızı Sardunya Pembe Sardunya Katmer Sardunya Karma Sardunya Begonyalar Mine Çiçekleri Açelyalar Papatyalar
Yıldız Çiçekleri Sümbül-Ortanca Nilüfer-Petunya Küpe-Cam Güzeli Karanfil-Gelincik Gündüz Sefası Zambak 1 - 2 - 3 Karma Çiçekler-1 Karma Çiçekler-2 Karma Çiçekler-3
- Manzara Fotoğrafları Kısmının Alt Sayfaları -
Boğaz Asya Boğaz Avrupa Eminönü Karaköy Beşiktaş Ortaköy Üsküdar Bursa Karadeniz
İstanbul Civarı Sultan Ahmet Beyazıt Fatih Harem Yalova Gaziantep Mekke Medine
- Diğer Linkler -
Site Haritası E-posta - Bize Ulaşın Ziyaretçi Mesajları
Hizmetlerimiz Hakkımızda | Sitemize Link Vermek | - | Sitemize Reklam Vermek |
- Dil Seçimi ve Sitede Arama -
Arabic - Bulgarian - Chinese - Croatian - Czech - Danish - Dutch - English - Filipino - Finnish - French - German - Greek - Hebrew - Hindi - Indonesian - Italian - Japanese - Korean - Latvian - Lithuanian - Norwegian - Polish - Portuguese - Romanian - Russian - Serbian - Slovak - Slovenian - Spanish - Swedish - Turkish - Ukranian - Vietnamese - Türkçe Karakterleri Kapat

Copyright © islamiSanat.net, Artislamic.com. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu dahilinde, bu web sitesinin her hakkı saklıdır. Sitenin içeriğini oluşturan resim ve yazıların internet üzerinde herhangi bir şekilde malzeme olarak kullanılması ve başka bir web sitesine aktarılması yasaktır. Bununla birlikte web sitesi olan ziyaretçiler, beğendikleri eserlerden "en fazla beş tanesini", "eserler üzerinde hiçbir değişiklik yapmamak şartıyla" sitelerinde kullanabilirler. Bu sitenin içeriğini oluşturan resim ve yazıların "ticaret" ve "-ücretsiz bile olsa- genele dağıtım" gibi maksatlarla CD veya diğer depolama araçlarına kaydedilmesi ve herhangi bir materyal üzerine baskı ve kopyasının yapılması yasaktır. Bununla birlikte ziyaretçiler, beğendikleri resim ve yazıları yalnızca kendi "şahsî" ve "ticari olmayan" kullanımları için kayıt ortamlarında saklayabilir, çıktısını alabilirler. Burada izin verilenler dışındaki kullanımlar için islamiSanat.net Eserlerinin Kullanım ve Telif Şartları yazısını inceleyiniz.


Bu sayfayı son yenileme tarihi: 5.Şevval.1433 - 8.Ağustos.2012

REKLAM ALANI